Borç Ödememle mi Yoksa Tasarruf Yapmalı mıyım?
Yıllar önce elimde ufak bir birikim ve iki ayrı kredi kartı borcu vardı. Bir yandan "para biriktirmeliyim" diyen bir ses, diğer yandan ekstrelerin altındaki faiz satırı. Ben o dönemde yanlış tercih yaptım: birikimimi bozmadım, borcu asgari ödemeyle sürükledim ve sonunda kazandığım faizin üç katını faiz olarak geri ödedim. O deneyimden sonra borç ödeme tasarruf dengesi konusunda kendime basit ama işleyen bir karar mantığı kurdum. Aşağıda tam olarak o mantığı anlatıyorum.
Önce sayıları masaya koyun: karşılaştırma faiz üzerinden yapılır
Bu kararın özü tek bir soruya iniyor: Paranın bende durduğunda kazandırdığı net getiri, borçta durduğunda bana maliyeti olan faizden yüksek mi? Cevap "hayır" ise, matematik borcu kapatmayı söylüyor.
Ama karşılaştırmayı adil yapmak gerekiyor. Ben şu üç düzeltmeyi yapmadan hiçbir kıyaslamaya güvenmiyorum:
- Vergi ve kesintileri düş. Mevduat ya da fon getirisi brüt görünür; elinize geçen net tutar üzerinden hesap yapın.
- Borcun gerçek maliyetini bul. Sadece faiz oranı değil; dosya masrafı, gecikme bedeli, kart aidatı, sigorta primi varsa hepsi maliyetin parçası.
- Aynı vadeye çevir. Aylık faizle yıllık getiriyi kafadan kıyaslamak en sık yapılan hata. İkisini de yıllık ifadeye getirin.
Bu düzeltmeleri yaptıktan sonra elinizde iki net sayı kalır ve karar çoğu zaman kendini söyler. Getiri oranlarını doğru kıyaslama yöntemleri sitede ayrı bir yazının konusu; oradaki hesap mantığını buraya taşımak işinizi kolaylaştırır.
Borcu sınıflandırın: hepsi aynı aciliyette değil
Ben borçları üç kovaya ayırıyorum, çünkü aynı çatı altında konuşmak yanıltıcı oluyor.
| Kova | Tipik örnekler | Benim yaklaşımım |
|---|---|---|
| Yüksek maliyetli | Kredi kartı kalan bakiyesi, nakit avans, kredili mevduat hesabı | Tasarrufu minimuma indirip saldırgan biçimde kapatırım |
| Orta maliyetli | İhtiyaç kredisi, taşıt kredisi, taksitli alışverişler | Paralel yürütürüm: hem öderim hem biriktiririm |
| Düşük maliyetli | Faizsiz taksit, çok düşük oranlı uzun vadeli krediler | Vadesine bırakırım, parayı biriktirmeye yönlendiririm |
Birinci kovadaki borçlar tartışmaya kapalı. Kredi kartı faizleri hiçbir tasarruf ürününün ulaşamayacağı seviyede olduğu için, orada durup "acaba yatırım mı yapsam" diye düşünmenin karşılığı yok. Kart borcundan çıkış stratejilerini anlatan yazıdaki kartopu ve çığ yöntemleri tam bu kovada işe yarıyor.
Ama bir istisna var: küçük bir tampon her zaman önce gelir
Matematik "tüm parayı borca yatır" desin, ben yine de bunu yapmıyorum. Çünkü sıfır nakitle borç ödeyen biri, ilk arıza faturasında yeniden borçlanıyor. Bu döngüyü kendimde iki kez yaşadım.
Bu yüzden sıralamam şöyle:
- Bir aylık zorunlu giderim kadar tampon biriktirin. Tam bir acil durum fonu değil, sadece nefes payı.
- İşveren katkısı olan bir emeklilik ya da tasarruf planı varsa, katkıyı hak edecek asgari tutarı kaçırmayın. Bu, elinizden alınan bir getiri değil, size verilen paradır.
- Sonra yüksek maliyetli borca tüm fazlayı yükleyin.
- O borç kapandığında, artık ödeme olarak alışkanlık kazandığınız tutarı doğrudan birikime yönlendirin.
Dördüncü adım kritik. Borç bitince o para "serbest kalmış" gibi hissediliyor ve harcamaya kayıyor. Ben otomatik talimatı borç kapanacağı ay bir birikim hesabına aktaracak şekilde kurdum; el değmeyince kaybolmuyor.
Paralel gitmenin mantıklı olduğu durumlar
Orta maliyetli borçta ikisini birlikte yürütmek benim için hem sayısal hem psikolojik olarak daha iyi çalıştı. Şu durumlarda paralel gidiyorum:
- Borcun oranı, net tasarruf getirisine yakınsa; fark bir-iki puandaysa esneklik kazanmak daha değerli.
- Gelirim düzensizse; ay ortasında nakit sıkışması yaşamamak için birikimi bırakmıyorum.
- Yakın vadede bilinen bir büyük gider varsa (kira artışı, okul ödemesi, taşınma) o gideri borçlanarak karşılamamak için ayrı biriktiriyorum.
- Motivasyonum düşükse; hesapta artan bir bakiye görmek, sadece azalan borcu görmekten daha çok dayanma gücü veriyor.
Bölüştürme oranını da çok karmaşıklaştırmadım: fazla nakdimin üçte ikisi borca, üçte biri birikime. Bu oranı aylık bütçe tablomda tek satır olarak takip ediyorum; bütçe kurulumunu anlatan yazıdaki yapıyı kullanırsanız bu satırı eklemek beş dakika sürer.
Kararı üç ayda bir gözden geçirin
Bu denge sabit değil. Faiz ortamı değişiyor, geliriniz değişiyor, borcun kalan vadesi kısalıyor. Ben her üç ayda bir şu üç şeye bakıyorum: en pahalı borcumun oranı kaç, birikimimin net getirisi kaç, tamponum hâlâ bir ayı karşılıyor mu. Üçü de yerindeyse hiçbir şey değiştirmiyorum; biri bozulduysa dağıtımı yeniden ayarlıyorum.
Şunu da eklemek istiyorum: gereksiz harcamaları kesmek, bu ikilemi büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Çünkü bu tartışma, aslında "kısıtlı fazla nakdi nereye koyacağım" tartışması. Fazla nakit büyüdüğünde her ikisini de rahatça yapabiliyorsunuz ve seçim yapma baskısı kalkıyor.
Kendi tecrübemden çıkan tek cümlelik özet: pahalı borç varken yatırım hayali kurmayın, ama tek kuru