Kişisel finansta pratik bilgi, basit çözümler

Tasarruf Ürünlerinin Getiri Oranlarını Nasıl Kıyaslanır?

Yıllar önce iki bankanın vadeli mevduat oranını karşılaştırıp "bu daha yüksek, o zaman bunu alayım" diyerek karar verdiğimi hatırlıyorum. Vade sonunda hesaba geçen tutarı görünce bir şeylerin eksik olduğunu anladım: brüt orandan stopaj kesilmişti, vade 32 gün yerine 30 gün üzerinden işlemişti, üstelik aynı dönemde enflasyon paramın alım gücünü zaten aşındırmıştı. O günden beri hiçbir tasarruf ürününe reklamdaki orana bakarak karar vermiyorum. Bu yazıda kendi kullandığım karşılaştırma yöntemini adım adım anlatacağım; amaç, farklı araçları aynı ölçekte görebilmek.

Önce ortak bir dile çevirin: net, yıllık, bileşik

Tasarruf ürünü getiri karşılaştırmasının en büyük tuzağı, elmayla armudu yan yana koymak. Bir mevduat 32 günlük brüt oran veriyor, bir fon son 1 yıllık toplam getirisini gösteriyor, bir tahvil kupon oranını söylüyor. Bunları kıyaslayabilmek için üç şeyi standartlaştırmam gerekiyor:

  • Net mi brüt mü? Mevduat faizinde stopaj kaynağında kesilir. Fonlarda ve tahvillerde vergilendirme ürünün türüne göre değişir. Oranlar zaman zaman güncellendiği için yatırım öncesi mutlaka o günkü kesinti oranını sorup net getiriyi hesaplıyorum.
  • Yıllık mı, dönemsel mi? 32 günlük bir oran yıllık değildir. Basit çevrim: dönemsel getiri × (365 / vade günü). Tersine, yıllık orandan dönemsel getiri bulmak için de aynı mantığı kullanıyorum.
  • Bileşik etkisi var mı? Vade sonunda faizi de anaparaya ekleyip yenilersem yıl içinde birkaç kez bileşiklenme yaşanır; bu, aynı yıllık orana sahip tek vadeli bir üründen daha fazla kazandırır.

Bu üç düzeltmeyi yaptıktan sonra elimde her ürün için tek bir sayı kalıyor: yıllık net efektif getiri. Karşılaştırma ancak bu noktadan sonra anlamlı.

Basit bir örnek tablo

Kendi hesabımı hep şu formatta bir tabloya döküyorum. Sayılar temsilidir, siz kendi tekliflerinizi yazın:

Ürünİlan edilen getiriKesinti/masrafYıllık net efektifErişim
Vadeli mevduat (32 gün)Brüt yıllık oranStopajNet + bileşik etkiVade sonu
Para piyasası fonuGeçmiş dönem getirisiFon yönetim gideri (getiriye dahil)Vergi sonrasıGenelde 1 iş günü
Devlet tahvili/kira sertifikasıKupon veya basit getiriStopaj, aracı komisyonuVadeye kadar verimİkincil piyasada satış (fiyat riski)
Enflasyona endeksli araçlarEnflasyon + reel oranKesintiDeğişkenÜrüne göre

Nominal getiri değil, reel getiri

Bir ürünün beni gerçekten zengin edip etmediğini anlamanın tek yolu enflasyonla kıyaslamak. Kabaca "net getiri eksi enflasyon" demek işe yarar ama daha doğrusu şu: (1 + net getiri) / (1 + enflasyon) − 1. Yüzde 40 net getiri aldığım bir yılda enflasyon yüzde 45 olduysa, hesabımdaki para artmış olsa da alım gücüm gerilemiş demektir.

Bu yüzden ürünleri sıralarken iki kolon tutuyorum: nominal net getiri ve tahmini reel getiri. Reel getiri negatifse "kaybı en az olan" seçeneği ararım; pozitifse zaten iyi bir yerdeyim. Acil durum fonumda reel getiri hedefim düşük, çünkü orada asıl amaç erişilebilirlik; uzun vadeli emeklilik birikiminde ise reel getiri tek başına belirleyici hale geliyor.

Getiriye eşlik eden üç görünmez maliyet

Aynı yıllık net getiriye sahip iki ürün pratikte aynı değil. Benim gözden kaçırıp bedelini ödediğim kalemler şunlar oldu:

  1. Erken bozdurma cezası: Vadeyi bozduğumda faizin tamamı ya da büyük kısmı yanabiliyor. Nakit ihtiyacı doğma olasılığım yüksekse yüksek oranlı uzun vade aslında pahalı bir tercih.
  2. İşlem ve saklama masrafları: Tahvil alım satımında komisyon, bazı platformlarda hesap işletim ücreti çıkıyor. Küçük tutarlarda bu masraf getirinin ciddi bir kısmını yiyebilir.
  3. Fiyat dalgalanması: Tahvili vadesinden önce satarsam elde edeceğim tutar faizlerin gittiği yöne bağlı. "Sabit getirili" ifadesi, vadeye kadar tutmayı kabul ettiğimde geçerli.

Bir de vergi avantajlı yapılar var; bazı birikim araçlarında sağlanan devlet katkısı veya indirim hakkı, ürünün ilan edilen getirisinden bağımsız olarak toplam kazancı ciddi biçimde değiştirebiliyor. Ürünleri kıyaslarken bu kalemi de getiri tarafına yazıyorum.

Kararı hangi soruyla veriyorum

Sayılar eşitlendikten sonra iş matematikten amaca dönüyor. Şu sırayla soruyorum:

  • Bu paraya ne zaman ihtiyacım var? 3 ay içindeyse likidite getirinin önüne geçer.
  • Anaparanın azalmasına tahammülüm var mı? Yoksa fiyat riski taşıyan araçları listeden çıkarıyorum.
  • Takip etmeye vaktim var mı? Her ay vade yenilemek isteyip istemediğime dürüstçe cevap veriyorum; unutulan vadeler ilan edilen oranı anlamsız kılıyor.
  • Tek bir üründe mi toplanmalı? Genelde acil